Kampımızdan Günübirlik Aracınızla Gezip Görebileceğiniz Yerler...

Çevremizde bulunan kısa mesafede gezip görebileceğiniz yerler aşağıdadır.

Saklıkent

Kampımızdan 50 km uzaklıktadır.
Saklikent, dunyada esine az rastlanir bir doga harikasi... 
Uzunlugu 14 KM. 
Saklikent de Tlos antik sehrine cok yakin. 
Ama kanyon sadece 14 yil once bir coban tarafindan kesfedilmis. 

 

Gömbe

Kampımızdan 20 km uzaklıktadır. Gömbe Yaylası; suları, serin havası ve yeşilliği ile bütün Antalya kıyı şeridinin yaylası konumundadır. Antalya yaylalarının da en meşhurudur. Kaş’a 70 km, Antalya’ya 150 kmuzaklıktadır. Kaş- Kalkan- Elmalı üçgeninde kalan Yumru ve Akdağ’ın eteğinde, sedir ormanlarının kenarında, elma ağaçlarıyla kaplı yemyeşil bir coğrafyadır.

Kaş, Demre ve Finikelilerin yazın yaşam tercihi olan Yeşil Gömbe,  yayla kültürünün önemli bir merkezidir. Göçerleriyle, keçileriyle, yaylacılarıyla, yanıksı dondurmasıyla, kaybolmaya yüz tutmuş barak kilimleriyle, 600 yüzyıllık panayırıyla, Uçarsu’yuyla, Subaşısı’yla Yeşilgöl’üyle,  turizm çeşitliliği sağlar. Gömbe aynı zamanda Abdal Musa’nın keramet gösterdiği yerlerden biri kabul edildiği için bir dini turizm merkezidir aynı zamanda. Her yıl Haziran ayında dünyanın ve Türkiye’nin birçok yerinden gelen aleviler, Uçarsu ve Yeşilgöl’de ibadet ederler,  suyundan götürürler.

Anlatacak ve yaşanacak çok şeye ev sahipliği yapan GÖMBE YAYLASI yüzlerce yıldır bilenlerin bildiği, duyanların görmeye geldiği Antalya’da gizli bir hazine ve doğal bir çekim platosu gibidir. Boş Beşik filmiyle başlayan çekimler Nefes filmiyle devam etmiştir. TRT de bu muhteşem güzellikteki yaylayı, evinizin konforunda sizlere tanıtıp, tanıştırmak üzere  GÖMBE YAYLASI belgeselini gerçekleştirdi. Belgeselde; GÖMBE YAYLASI’nın güzellikleri, kültürel zenginliği, gelenekleri ile özellikleri Gömbe yaylalılar  ve Gömbe yaylasını yaşayanlarca anlatılıyor.

 

Uçarsu Şelalesi

Kampımızdan 28 km uzaklıktadır.Toroslar’ın batı kolunu oluşturan Beydağları’nın ikinci yüksek noktası 3 bin 20 metre ile Akdağ-Uyluk Tepe’dir. Burası doruklarındaki geç eriyen karlar ve yamaçlarındaki pınarlarla Antalya bölgesi için önemli bir su kaynağı. Heybetli dağın eteklerine yayılan ona yakın göl ve Uçarsu Şelalesi, bu cömert sulak alanın en iyi kanıtları. 

Uçarsu Şelalesi’ne Antalya ili Kaş ilçesine 70 kilometre mesafedeki Gömbe Yaylası’ndan 8 kilometrelik toprak bir yolla ulaşılıyor. Gömbe’nin üzerinde, Yeşilgöl’ün güneybatısına konumlanan Aygır Gölü’nden doğan suların 60 metreden dökülmesiyle oluşuyor şelale. Bulunduğu alanın bitki örtüsünden yoksun olması nedeniyle kilometrelerce uzaklardan bile seçilebiliyor Uçarsu. Şelale, kış aylarında donan ve buz sarkıtlarıyla kaplanan siluetiyle oldukça ilginç bir görünüme bürünüyor. Toprak yolun bittiği yerden, şelalenin aşağı döküldüğü noktayı seyretmek mümkün. Çok dik bir uçurumdan patlarcasına dökülen şelalenin zerrecikleri, havaya yayılarak bir bulut gibi ortalığı kaplıyor. Şelale sularının oluşturduğu Subaşı Deresi yeni kurulan Akçay Baraj Gölü’ne kavuşuyor sonrasında. 

Gömbe yakınlarındaki Abdal Musa Dergâhı’nın bulunduğu Tekke köyü ve civarındaki Aleviler, her yıl haziran ayında düzenledikleri şenliklerde, şelalede dilek tutup sema törenleri düzenliyorlar. Deniz kenarındaki Kaş köylerinden yaz aylarında Akdağ eteklerinde yer alan yaylalara göçün başladığı dönem, bölgenin trekking sezonu aynı zamanda. Yürüyüş parkurları içinde en çok tercih edileni, Yeşilgöl’ün üzerindeki Subaşı Yaylası’ndan başlayan ve buzul göllerinden geçerek Akdağ zirvesine tırmanan rota.

 

Kalkan

Kampımızdan 140 km uzaklıktadır. Kalkan bulunduğu konum itibariyle oldukça zengin bir noktada. Patara plajı (12km), Kaputaş plajı (6km), Kaş (24km). Eski adı “Kalamaki” olarak geçiyormuş. Eskiden Rum’ların yoğun yaşadığı bir bölgeymiş. Zaten evlerin biçiminden, eski yapıların durumundan bunu anlamak oldukça kolay. Kalkan oldukça sakin duru bir görüntüye sahip. “-tatilde kafamı dinleyeceğim abi..” diyenlerin mekanı burası. Bu arada birçok ünlünün, yazarın, oyuncuların burada ev sahibi olduğunu öğreniyoruz. Ama olunmayacak gibi de değil hani! Şehirde pansiyon, butik otel ve oteller mevcut. Bunların büyük bir çoğunluğunda kalan turistler ağırlıklı İngilizlerden oluşuyormuş. Hatta şöyle bir söylem var: Kaş %80 Yerli, %20 yabancı turist, Kalkan %80 İngiliz %20 yerli turist. Şehrin tüm eski sokaklarını öğrenmeniz için 2 akşam yürüyüş yapmanız yeterli bu ufacık yerde. Türkiye’deki her turistik yerde olduğu gibi burada da kendimizi yabancı hissediyoruz. Esnaf yerli turisti pek önemsemiyor ve ilgilenmiyor. Neden diye kendimize soruyoruz. Halbuki “hizmet hizmettir, müşteri müşteridir..” olmalı? Hatta şehirde yemek listelerinden tutunda, talebalalara, araç kiralamadan, su sporlarına, uyarı levhalarına kadar herşey ingilizce yazıyor. Anlamayan yabancılar değil bir süre sonra siz oluyorsunuz. Kendi ülkenizde kendinize yabancı. Bu durum dünyanın başka hiç bir ülkesinde, hiçbir turistik şehrinde yok maalesef. 

 

Kaş

Kampımızdan 160 km uzaklıktadır. Antalya'nın eşsiz güzellikler ile iç içe tatil beldesi Kaş, yalnızca ülkemizde değil; dünyaca ünlü bir yer. Özellikle dünyanın önemli dalış noktalarından biri olması ve binlerce yıllık bir tarih ile çevrelenmesi Kaş'a her yıl binlerce turistin akın etmesini sağlıyor.

Birçok tarihi olay görmüş olan Kaş'ta görülecek yerler de doğru orantılı olarak bir hayli fazladır. Kaş'ta gezilecek yerlerin kısa bir listesini hazırladığımız aşağıdaki yazımıza göz atmanızı öneriyoruz.

Kaş Antik Tiyatrosu: Muhteşem deniz manzarasına sahip, M.Ö. 1. yy'a dayanan tarihi ile Kaş Antik Tiyatrosu, Kaş'ta en çok ziyaret edilen tarihi yerlerden biridir. Tiyatro, Antiphellos Antik Kenti'nin de en önemli yapısıdır aynı zamanda.

Antiphellos Antik Kenti: Likya lahitleri, kaya mezarlar, anıt mezarlar ve antik tiyatrodan oluşan Antiphellos Antik Kenti, Kaş'ın binlerce yıllık geçmişini günümüze taşıyor. Antik kente Kaş Merkez'den yürüyerek ulaşabilrisiniz.

Xanthos Antik Kenti: Likya uygarlığının en eski yerleşim yeri olan Xanthos Antik Kenti aynı zamanda en büyük kent. Kaş'ta mutlaka gezmenizi önerdiğimiz antik kentin geçmişi M.Ö. 7. yy'a dek uzanıyor.

Plajlar: Kaş, tarihi yerlerinin yanı sıra muhteşem plajları ile ünlü. Büyük Çakıl Plajı, Küçük Çakıl Plajı, Kaputaş Plajı, Patara Plajıdünyaca ünlü plajlardır. Bu muhteşem kumsalları gezmek tatilinizi daha da unutulmaz kılacak.

Kekova: Ülkemizin tek batık kentinin yer aldığı Kekova, Kaş'ta mutlaka gezmeniz gereken yerlerden. Kara ulaşımının olmadığı Kekova'ya yalnızca deniz yolu ile gidilebiliyor. Kaş Merkez'de her gün hareket eden teknelerle Kekova'ya gidebilirsiniz. Kekova'da yer alan Simena Antik Kenti'ni de gezmeyi unutmayın.

Demre: Kaş'ın beldelerinden biri olan Demre, özellikle Myra Antik Kenti ile ünlü. Likya döneminden kalma kaya mezarlarını görebileceğiniz antik kenti keşfettikten sonra Demre'nin merkezini de gezebilirsiniz.

Patara: Antalya Kaş'ın her köşesi birbirinden güzel. Bu eşsiz güzelliklerden biri de Patara. Kilometrelerce uzunluktaki plajı, antik kenti ve muhteşem denizi ile Kaş'ta gezilecek yerlerden biri.

Kalkan: Kaş'a yaklaşık 20 km uzaklıkta bulunan ve Kaş'ın en popüler yerlerinden olan Kalkan da gezeceğiniz yerler arasında olmalı. Özellikle limanı, çarşıyı ve plajları gezmenizi öneriyoruz.

 

Demre

Kampımızdan 172 km uzaklıktadır. Myra (Demre) her zaman Likya'nın en önemli şehirlerinden birisi olarak bilinir. En erken sikkeler MÖ 3. yüzyıl tarihlenir. Fakat şehrin en azındanMÖ 5. yüzyıl da kurulduğu tahmin edilmektedir. Roma egemenliği döneminde Myra gelişmiş ve zenginleşmiş şehirliler sivil projelere cömertçe para yardımında bulunmuşlardır. Sen Pol Roma'ya gitmek için Andriake Limanından hareket etmeden evvel M.S. 6. yüzyıl da şehri ziyaret etmiştir. Bizans döneminde Myra önemli bir idari ve dini bir merkez olmuştur. Piskoposluk merkezi de olan Myra'da St. Nicholaus IV. yüzyıl başındaPiskopos olarak görev yapmış; halka kendini sevdirmiş, inancı uğruna çok acılar çekmiştir. Myra o zamandan sonra hep haç yollu yapılan bir yer olmuştur. Bu bakımdan Demre Hıristiyan Dünyasının her bakımdan ilgisini çekmiştir. Her yıl 6 Aralık'ta Noel Baba etkinliklerini yapmak geleneksel hale gelmiştir. Myra gibi önemli bir şehirden kalabileceği beklenen kalıntıların birçoğunu bugün Demre'de göremiyoruz. Likya'nın en büyük tiyatrosundan kalanlar bugün ayaktadır ve bu aynı zamanda Likya'nın en iyi korunmuş tiyatrosudur. 29 oturma sırası ve 9-10 bin seyirci kapasiteli tiyatro tepeye yaslanmıştır. Bugün bile bazen festival ve oyunlar için kullanılmaktadır.

Elmalı

Kampımızdan 26 km uzaklıktadır. Elmalı ilçesi, Güney Anadolu’yu kapsayan Toros Dağları'nın Batı Akdeniz Bölgesi'nde uzanan kıvrımları arasına sıkışmış çanak şeklindeki bir platoüzerinde kurulmuştur. Kuzey yarımküre 46-46 doğu meridyen düzleminde ve 2503 m yüksekliğe varan Elmalı Dağı'nın güney eteğindedir.

Elmalı, Toros Dağları'nın bir kolu olan Beydağları ile çevrili olup, şehir merkezinin bulunduğu yer adeta bir çanağı andırır. Bu çanak içinde ilçenin kuzeyinde Elmalı Dağı, doğusunda Tilkicilik Tepesi, batısında Topdağı Tepesi, güneyinde de Elmalı Ovası yer almaktadır.

Akarsuları düzenli bir rejim göstermez. Dağların eriyen karlarından oluşan çay ve dereler yukarıda belirtilen ovaların bazı yerlerin sulanmasında önemli rol oynar. 4 tarafının dağlarla çevrili olmasından dolayı ilçe, Akdeniz'den gelen ılık ve nemli hava kütlelerinin etkisine kapalı kalır dolayısıyla Akdeniz Bölgesi'nde bulunduğu halde karasal iklimin özellikleri daha ağır basmaktadır. İlçenin alçak kesimleri antropojen bozkırlarla kaplı iken yüksek kesimlerde yer yer ardıç ve sedir topluluklarına da rastlanır.

Ölüdeniz

Kampımızdan 72 km uzaklıktadır.

Ölüdeniz, Muğla ilinin Fethiye ilçesine bağlı bir beldedir. Ölüdeniz kumsalı yüzde seksen iki oyla 2006 yılında dünyanın en güzel kumsalı seçilmiştir

Belde, turizm açısından oldukça gelişmiştir. Likyalılarda ışık ve güneş diyarı, Ortaçağ'da "Uzak Diyar" olarak tanınır, Anadolu'nun güneybatısında yer alan Teke Yarımadası'da bulunur. Türkiye'de bulunan deniz kulağı (lagün) oluşumlarından biridir.

Ölüdeniz, adı gibi durgun bir göl niteliğindedir. En fırtınalı günlerde Belceğiz kıyıları dalgalarla boğuşurken, Ölüdeniz'de sadece çırpıntılar meydana gelir.

Ancak durgun gibi gözüken Ölüdeniz, gözle görünmeyen üç nedenle kendini hemen her gün yenilemektedir. Bunlardan ilki, Ölüdeniz'de mevcut yoğun kaynak suyu çıkışları, dipte içeriden açıkdenize doğru bir akıntı yaratmaktadır. İkincisi, bu kaynak sularının yarattığı tuz farkından dolayı açıkdenizden içeriye ve dışarıya devamlı bir sirkülasyon oluşmasıdır. Üçüncüsü ise gel-git etkisi ile iki-üç günde bir deniz ortalama yarım metre yükselir ve alçalır. Bu da büyük miktarda deniz suyu giriş ve çıkışı sağlamaktadır.

Fethiye

Kampımızdan 60 km uzaklıktadır. Kentin eski adı Meğri'dir. Özellikle turizm açısından gelişmiştir. 2011 yılındaki merkez nüfusu 81.467'dir. Muğla'nın en büyük ilçesi ve Muğla merkezde dahil olmak üzere en büyük yüzölçümüne ve yerleşim alanına sahip ilçedir. Nüfus yoğunluğu açısından da Muğla merkez ve diğer ilçelerden büyüktür.

Çalış

Kampımızdan 65 km uzaklıktadır.
Çalış plajını görmek için birden fazla nedeniniz var, tertemiz kumsallarda yüzmenin dışında ünü dünyaya yayılmış gün batımı manzarası seyretmek, sahilde yürümek ve adaları seyretmek bunlardan sadece bir kaçı.